Yargıtay 9. HD 2020/5895 E. , 2020/11026 Karar İncelemesi

Daire Esas ve Karar No: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi / 2020/5895 E. , 2020/11026 K.

1.OLAY

Davacı vekili, müvekkilinin davalı … tesislerinde yine Perenco’ya bağlı olan …Ltd. Şti.’nde 24.01.2001 ile 31.08.2015 tarihleri arasında hizmet verdiğini, 31.08.2015 tarihinde müvekkilinin iş yerinin kapatıldığı gerekçesiyle işten çıkarıldığını, Perenco’nun kendisine bağlı olarak çalışan işçilerin tazminatlarından kurtulmak amaçlı kendi sosyal tesislerinde çalışan işçileri bir başka taşeron firma altında göstererek muvazaa işlemi yapıldığını ileri sürmüştür.
Davalı … vekili, dava dilekçesinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 119. maddesine uygun olmadığını, davacının iş güvencesi kapsamında olmadığını, davacının akçalı haklarını ve hak ettiği tazminatlarını eksiksiz olarak aldığını, muvazaa iddiasının gerçek dışı olduğunu ileri sürmüştür.
Davalı … Ltd. Şti. vekili, müvekkili şirketin diğer davalı şirkete bağlı bir şirket olmadığını, muvazaalı anlaşma yapıldığı yönündeki iddiaların gerçek dışı olduğunu, müvekkili şirketin ticari faaliyetlerinin son bulduğunu, iş sözleşmesinin feshinin sebebinin diğer davalı şirket ile olan hizmet sözleşmesinin sonlandırılması olduğunu ileri sürmüştür.
2.TALEP
Davacı vekili, feshin geçersizliğini, davacının eski işine iadesini ve işe iade kararına kadar geçeçek süre için dört aylık süreye ilişkin ücret ve diğer haklarının ve işe iade kararına davalılar tarafından uyulmaması halinde sekiz aya kadar ücreti tutarında tazminatın ödenmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili, davanın öncelikle dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddini, mümkün olmadığı takdirde esastan reddini talep etmiştir.
Davalı … Ltd. Şti. vekili, davanın öncelikle dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddini, usulden reddedilmediği takdirde esastan reddini talep etmiştir.

3.KARAR

İlk derece mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay tarafından yapılan temyiz incelemesinde ise “ Davacının SGK kayıtlarına göre son işvereni …Ltd. Şti. olmakla birlikte 2008 yılı öncesinde davalı …. Turkse Perenco şirketinde çalıştığının görüldüğü, bu sebeple, davacının iddiaları doğrultusunda davalı olan her iki şirket arasındaki hukuki ilişkinin tespiti için tüm sicil dosyaları ve davalı şirketler arasındaki tüm ihale sözleşmeleri celbedilerek, taraf tanıkları da dinlenilmek suretiyle davalı …. Turkse Perenco ile diğer davalı … Ltd. Şti. arasındaki hukuki ilişkin ne olduğu, muvazaa ya da asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunup bulunmadığı tespit edildikten sonra karar verilmesi gerektiği” gerekçesi ile bozma kararı verilmiştir.
Mahkemece, ( Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi’nin 23.01.2017 tarihli bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada davacının davasının kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalıların vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay yaptığı inceleme sonucunda ilk derece mahkemenin verdiği kararın bozularak ortadan kaldırılmasına, davanın reddine karar vermiştir.

4.GEREKE

Somut olayda bozma kararı öncesi yapılan yargılamada, davalının çalıştığı iş yerinde fesih tarihinde 30 veya üzeri çalışan işçinin bulunmaması nedeni ile davacının iş güvencesi hükümlerinden faydalanamayacağı belirtilerek davanın reddine karar verilmiş olup Bozma ilamı sonrasında dosya arasına celp edilen evraklar kapsamında davalı …. Turkse Perenco şirketinin petrol arama ve üretim faaliyeti içerisinde olduğu, davalı … Ltd. Şti.’nin ise amaç ve konusunun her türlü sosyal hizmet faaliyetinde bulunmak, şirket konusu ile ilgili olarak her türlü gıda maddesinin ithalat ve ihracatını yapmak, turistik amaçlı tur organizasyonu yapmak olduğu, davalıların ortaklık yapılarının farklı olduğu, davalılar arasında imzalanan sözleşmede davalı … Ltd. Şti’nin diğer davalı iş yerinde çöp toplama , işletme ve çay ocağı işi aldığı anlaşılmıştır.
Dosya kapsamında davalılar arasında birlikte istihdam veya işçi transferinin bulunduğu da tespit edilememiştir. Bu durumda mahkemenin de kabulünde olduğu üzere taraflar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunduğu da sabittir. Hal böyle olunca; davalılar arasında muvazaaya dayalı bir ilişki bulunmadığı tespit edilmesine rağmen asıl iş verenin işçilerinin de iş güvencesi hükümlerinden faydalanmak için aranan 30 veya üzeri işçinin hesabında sayıya dahil edilmesi de doğru olamayacaktır.
30 veya üzeri işçinin hesabında ancak alt işveren …Ltd. Şti:’nin işçileri dikkate alınabilecek olup, dosya kapsamından ise iş sözleşmesinin feshi tarihinde …Ltd. Şti’de çalışan işçi sayısı 30 işçinin altıda olduğu sabittir. Bu durumda davacının iş güvencesi hükümlerinden faydalanamayacağı gözetilmeden davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozma sebebidir.

5. HUKUKİ SORUN

Bu davadaki hukuki sorun davacının iş güvencesi kapsamında olup olmadığına ilişkindir.

6. SORUNU ÇÖZECEK İLGİLİ KANUN MADDELERİ

4857 sayılı İş Kanunu madde 18 – Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.

7. DEĞERLENDİRME

Dosyada yapılan incelemede iki şirket arasında bir asıl işveren alt işveren ilişkisi olduğu, davacının da alt işveren işçisi olarak çalıştığı anlaşılmıştır.
Yapılan incelemede davacının bünyesinde çalıştığı alt işveren işçi sayısının da otuz sayısı altında olduğu anlaşılmıştır. İşçi sayısı hesaplanırken asıl işveren işçilerinin de alt işverenin işçi sayısına eklenmesi doğru değildir. Sadece alt işveren işçilerinin sayılması gerekir. Yargıtay’ın yaptığı incelemede bu sayının 30’u bulmadığı da anlaşılmıştır. Bu nedenle davacı işçi için bir iş güvencesinden söz edilemez. Bu kapsamda ilk derece mahkemesinin verdiği karar hatalı olup Yargıtay’ın verdiği karar hakkaniyetli olmuştur.

Yargıtay 9. HD 2020/5895 E. , 2020/11026 Karar İncelemesi” için 3 yorum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir